Kitaplardan Ekranlara
Belki geleceğin okuru sayfa çevirmeyecek. Ama yine de iyi bir cümlenin önünde duracak, güçlü bir hikâyenin peşinden gidecek ve kendini bir metnin içinde bulacaktır. Çünkü araçlar değişse de insanın anlam arayışı değişmez.

Belki geleceğin okuru sayfa çevirmeyecek. Ama yine de iyi bir cümlenin önünde duracak, güçlü bir hikâyenin peşinden gidecek ve kendini bir metnin içinde bulacaktır. Çünkü araçlar değişse de insanın anlam arayışı değişmez.


Tiyatro için mekanın sessiz olması birazcık önemli sanki.

Özetlik bir durum yok hocam. Aşağıda bir şeyler yazıyor beynim bana paylaş dedi ama kim yazdı? haberim yok...

19. yüzyıl Londra’sının sisli sokaklarında, yağmur damlalarını dijital verilere dönüştüren gizli bir şemsiye ağının ve tarihin ilk yapay zekasının izini sürüyoruz. Bu metin, teknoloji tarihinin resmi kitaplarca neden büyük bir titizlikle gizlendiğini sorgulayan kışkırtıcı bir iddiadır. 😉

Bazen insan başka bir ülkeye taşınır ama çocukluğunu yanında götürür. Bu öykü, aidiyet, sınıf, emek ve kendini yeniden kurma mücadelesinin izini sürüyor.

Belki de insanın en büyük düşmanı hayat değil, hayattan bekledikleridir. Çünkü hayal kırıklığı, çoğu zaman gerçekliğin değil; beklentilerimizin yıkılışının adıdır. Beklenti, geleceğe duyulan umut kadar, bugünü kaçırmanın da en sessiz yoludur.




Düşünerek değil düş yiyerek yazılmış mesafeyi hem korunma hem de yakınlık olarak ele almış ezhar-ı ervah'ta yazılmış imkansızlığı anlatır şiirdir.

Pandemi günlerinde Sevda’nın ailesiyle yaşadığı zorlu süreçte, komşuları Şener Bey ve Nergis Hanım’ın maddi ve manevi destekleriyle hayatın nasıl değiştiğini anlatan dokunaklı bir hikâye. Çanakkale’den Edremit’e uzanan umut yolculuğu.

"Hayatın geçiciliği, zamanın acımasızlığı, insanın faniliği ve varoluşun kırılganlığı...

"Hiç kimse mükemmel değildir herkesin kusurları vardır ama bu kusurlar kötü bir şey değil tam aksine bizi biz yapan ve sadece bize özel ayrıntılardır."

"Sen elmayı seviyorsun diye elma da seni sevmeli mi bilmiyorum ama sevebilme ihtimalini tasarlamalıdır çekirdeklerinde."

Dışarıdan kusursuz görünen bir nar, içeride çoktan kaybettiklerini saklıyor olabilir.


Modern rasyonalizm, insanlığa trajikomik bir vaatte bulundu: Yeterince veri toplarsak, varoluşun o tekinsiz boşluğunu evcilleştirebiliriz.



Belki geleceğin okuru sayfa çevirmeyecek. Ama yine de iyi bir cümlenin önünde duracak, güçlü bir hikâyenin peşinden gidecek ve kendini bir metnin içinde bulacaktır. Çünkü araçlar değişse de insanın anlam arayışı değişmez.


Tiyatro için mekanın sessiz olması birazcık önemli sanki.

Özetlik bir durum yok hocam. Aşağıda bir şeyler yazıyor beynim bana paylaş dedi ama kim yazdı? haberim yok...

19. yüzyıl Londra’sının sisli sokaklarında, yağmur damlalarını dijital verilere dönüştüren gizli bir şemsiye ağının ve tarihin ilk yapay zekasının izini sürüyoruz. Bu metin, teknoloji tarihinin resmi kitaplarca neden büyük bir titizlikle gizlendiğini sorgulayan kışkırtıcı bir iddiadır. 😉

Bazen insan başka bir ülkeye taşınır ama çocukluğunu yanında götürür. Bu öykü, aidiyet, sınıf, emek ve kendini yeniden kurma mücadelesinin izini sürüyor.

Belki de insanın en büyük düşmanı hayat değil, hayattan bekledikleridir. Çünkü hayal kırıklığı, çoğu zaman gerçekliğin değil; beklentilerimizin yıkılışının adıdır. Beklenti, geleceğe duyulan umut kadar, bugünü kaçırmanın da en sessiz yoludur.



"Kaybolduğum denizden çıkmak için bir sebep adası bulmalıyım."

Düşünerek değil düş yiyerek yazılmış mesafeyi hem korunma hem de yakınlık olarak ele almış ezhar-ı ervah'ta yazılmış imkansızlığı anlatır şiirdir.

Pandemi günlerinde Sevda’nın ailesiyle yaşadığı zorlu süreçte, komşuları Şener Bey ve Nergis Hanım’ın maddi ve manevi destekleriyle hayatın nasıl değiştiğini anlatan dokunaklı bir hikâye. Çanakkale’den Edremit’e uzanan umut yolculuğu.

"Hayatın geçiciliği, zamanın acımasızlığı, insanın faniliği ve varoluşun kırılganlığı...

"Hiç kimse mükemmel değildir herkesin kusurları vardır ama bu kusurlar kötü bir şey değil tam aksine bizi biz yapan ve sadece bize özel ayrıntılardır."

"Sen elmayı seviyorsun diye elma da seni sevmeli mi bilmiyorum ama sevebilme ihtimalini tasarlamalıdır çekirdeklerinde."

Dışarıdan kusursuz görünen bir nar, içeride çoktan kaybettiklerini saklıyor olabilir.


Modern rasyonalizm, insanlığa trajikomik bir vaatte bulundu: Yeterince veri toplarsak, varoluşun o tekinsiz boşluğunu evcilleştirebiliriz.


