YazYorum
Deneme18 May 2026

Mavi Bakışların Mirası

Bandırma Vapurunun güvertesinde, ufku bir bıçak gibi kesen bir çift mavi gözle karşılaştım.

Gizem Gökmen|18 Mayıs 2026|1 dk okuma
232 görüntülenme|4 yorum

1919 yılının Mayıs ayıydı; ruhumun Samsun’un hırçın dalgaları arasında yeniden filizlendiği o tarihi milat...

Bandırma Vapurunun güvertesinde, ufku bir bıçak gibi kesen bir çift mavi gözle karşılaştım. O bakışlar, yalnızca bir kurtuluşun değil, bir milletin küllerinden doğuşunu müjdeleyen devasa bir güneşin habercisiydi.

 Ellerimizde sıkıca tuttuğumuz o hürriyet meşalesi, vatanın üzerine çöken karanlığı tek bir kıvılcımla dağıtıyordu. Gökyüzüne yükselen her meşale, memleketin kuytu köşelerinde kalmış umutları tek tek uyandırdı. Bizler, o berrak maviliğin peşinde, başımız dik ve kalbimizde sarsılmaz bir vatan aşkıyla yürümeye ant içmiştik.

 Tozlu postallar iskeleye değdiğinde, sanki yer sarsıldı, dünya bu vakur gelişin yankısıyla inledi. O’nun her adımında yarının sevinci, dik yürüyüşünde ise bin yıllık bir gururun heybeti vardı. Yanımızdan ağır ve kendinden emin adımlarla geçerken, hafifçe döndü ve fısıldadı: "Bu gün, sizin; bu gelecek, sizin."

Biliyordu; bizler emanetine canı pahasına sahip çıkacak, rüzgârın yönünü değiştirecek evlatlarıydık. Bu güvenle, gözü arkada kalmadan ama ruhu her daim üzerimizde bir gölge gibi bizle kalarak ilerledi.

 Şimdi, sarı saçlarını aydınlatan güneşin semalardan el salladığı o eşsiz tablonun bekçileriyiz. O mavi bakışların ardındaki mağrur dalgalanma, bugün bizim damarlarımızdaki asil kanda yaşıyor. Bize bırakılan bu kutsal toprakları savunmak ve her gün yeniden yaşatmak, bir ödevden öte; varoluşumuzun en büyük gayesidir.

 O gün Samsun’da yanan ışık, bugün bizim ellerimizde sönmeyen bir yangındır.

Ruhları şad olsun…

Tartışma

Yorumlar

4 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Devam et

Benzer yazılar

Deneme24 Ağu 2026

İçselleştirilmiş Çelişki

Zonguldak’taki çıplak nefret ile Ergani’deki o yaralı vicdan refakati, birbirine zıt iki ayrı kutup değil, aynı çarkın dişlileridir. Biri sistemin fiziksel ve dışlayıcı şiddetini kuşanırken, diğeri aynı sistemin mağdurlaştırdığı topluma "kusursuz olma" yükümlülüğü dayatan o ağır ruhsal prangadır.

Hatice Özhan·3 dk·0·81
Deneme23 Ağu 2026

Hayali bir sınıf yaratmak

Vesayetçi akıl sürekli şu kalıplaşmış formüle başvurur: Halkın kendi başına bilinçli bir talepte bulunamayacağı, arkasında mutlaka çıkar odaklarının (ağalar, şeyhler, burjuvalar ya da dış güçler) yer aldığı ve kitlelerin sürekli kandırıldığı varsayılır.

Hatice Özhan·4 dk·0·167