YazYorum
Deneme4 Ağu 2026

Korkunun aşka faydası var mı?

İletişim kuramayan iki insanın hikâyesi…

Umay|4 Ağustos 2026|2 dk okuma
191 görüntülenme|4 yorum

Lambalar söndü.

Oda zifiri karanlıktı.

Kulağım sağırdı.

İşitme cihazımı da takmamıştım.

Bir kapı açıldı.

Birinin içeri girdiğini hissettim.

Sesler duyuyordum,

ama seçemiyordum.

Kelimeler karanlıkta boğuluyor,

birbirine karışıp kayboluyordu.


“Lamba patladı…

Elektrikler kesildi…

Var mı bir mum,

ya da bir çakmak taşı?

Belki bir kıvılcım düşer

Bu karanlığa…..

Seslendim.

Bilmiyorum…

Duydun mu?


“Seni o karanlık odada bulursun.” dediler.

Kapıyı açtım.

Göz gözü görmüyordu.

Adını söyledim.

Sanki bir ses bana cevap verdi.

Kelimeler yine birbirini kovalıyordu.


Sana doğru yürüdüm.

Kollarımı uzattım,

bir yere çarpmamak için.

Sanki birine dokundum.

Ama sen miydin,

yoksa karanlığın bana oynadığı bir oyun mu,

anlayamadım.


Elime hafifçe bir el değdi.

İçim ürperdi.

Tutamadım…

“Belki sensindir…” dedim.

Gözlerim gözlerini aradı.

Ama her yer karanlıktı.

Korktum.

Ya düşersem?

Ya çıkamazsam?

Bir an durdum.

Sonra fark ettim…

Artık seni aramıyordum.

Kapı kolunu arıyordum.


Sana ulaşmaktan vazgeçmiş,

kendimi kurtarmayı seçmiştim.

Oysa seni bulmak için girmiştim o karanlık odaya.


Meğerse insan,

korkusunu büyüttükçe

sevgisini küçültüyormuş.

Belki de seni ben kaybetmedim.

Seni,

korkuma teslim ettim.

——

Tam o anda

kapı açıldı.

Gün ışığı içeri doldu.

Birinin dışarı çıktığını gördüm.

Arkasından seslendim:

“Neden beni de götürmedin?”

Durdu.

Ve dedi ki:

“Ben seni aradım.

Gözlerini aradım,

göremedim.

Ellerini aradım,

bulamadım.

Sana seslendim.

Duymadın.”

—-—

Başımı eğdim.

Tam gidecekken

arkamdan bir ses daha geldi:

“Be adam…

Ben senin karanlıkta göz kırptığını nasıl görecektim ki?

Madem beni bulmak için girdin o odaya,

neden ilk korkunda kapıyı aradın?

Birlikte çıkmayı göze alamadıktan sonra,

tek başına aydınlığa ulaşmanın ne anlamı vardı?”

—-

O an anladım…

Bizi ayıran karanlık değildi.

Korkuydu….



Tartışma

Yorumlar

4 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Devam et

Benzer yazılar

Deneme24 Ağu 2026

İçselleştirilmiş Çelişki

Zonguldak’taki çıplak nefret ile Ergani’deki o yaralı vicdan refakati, birbirine zıt iki ayrı kutup değil, aynı çarkın dişlileridir. Biri sistemin fiziksel ve dışlayıcı şiddetini kuşanırken, diğeri aynı sistemin mağdurlaştırdığı topluma "kusursuz olma" yükümlülüğü dayatan o ağır ruhsal prangadır.

Hatice Özhan·3 dk·0·80
Deneme23 Ağu 2026

Hayali bir sınıf yaratmak

Vesayetçi akıl sürekli şu kalıplaşmış formüle başvurur: Halkın kendi başına bilinçli bir talepte bulunamayacağı, arkasında mutlaka çıkar odaklarının (ağalar, şeyhler, burjuvalar ya da dış güçler) yer aldığı ve kitlelerin sürekli kandırıldığı varsayılır.

Hatice Özhan·4 dk·0·167