Fazlalıklar İçinde Eksilmek
“Çiçek solarken kendi sapına eğilir.”diyordu Sezai Karakoç

Kategori
335 yayınlanmış yazı
“Çiçek solarken kendi sapına eğilir.”diyordu Sezai Karakoç

Soruyorum şimdi: Bu hıçkırarak yağan gökyüzü mü, yoksa kalplere sığmayarak taşan, duvarları yıkan o çaresiz özlemler mi?

Ay ışığı düşmese de usulca bekler bazı gemiler, Çünkü her yol haritayla değil, umutla çizilir. En karanlık denizlerde bile insan dağılmadan öğrenir; Bazı kavuşmalar varmakla değil, beklemekle gelir.


Şimdi sor kendine, sen hangisisin? Hayatı şekillendiren mi, yoksa hayatın şekillendirdiği mi?

bır kadın aynada kendisiyle yüzleşir ve gördüğü kişinin aslında içindeki yorgun, bastırılmış hali olduğunu fark eder. Babasının öğrettiği ama nasıl yapılacağını hiç açıklamadığı “güçlü olma” baskısı, onun içinde sürekli konuşan bir iç sese dönüşmüştür.


Sevmenin insanı iyileştirmek yerine nasıl yavaşça kendinden uzaklaştırdığını anlatan bir iç döküş. Güvenin kırıldığı, affetmenin yorulduğu bir ilişkide; kadın hem sevdiği adama hem de kaybettiği kendisine yas tutuyor. bazı ayrılıklar iki insan arasında değil, insanın kendi ruhuyla arasında yaşanır

Giden dönmez belki, yol yine de susmayı bilmez. Köprüler biraz umut, biraz vedayla dimdik bekler. Sokak ışıkları yanar; belki biri gelmez ama İnsan en çok, beklerken kendi kalbine geri döner.

Sayfa 29 / 38
