Kahvaltı yapmayı çok severdim, tek başınalıktan nefret ederdim. Tek başına kahvaltı savaşını hep nefretim kazanmıştı. Kahvaltı yapmayınca, kahvaltıdan önce alman gereken ilacını da almak zorunluluğun ortadan kalkıyor. Sabah açken alınması gereken kimya, akşam başka bir kimyaya ya arpaya ya da üzüme bırakıyor yerini ve günler boyu sürecek mide ağrısına ancak böyle kavuşabiliyorsun. Kaldı ki; ben iyiyim derdim hep, midem düşünsün ağrısını…
Kim demiş ki ölüler aşık olmaz diye, aksini kanıtlayabileniniz mi var? Şehrin hengamesinde hanginiz yaşıyorsunuz ki ya da hanginiz aşıksınız. Hanginiz üstün olabilirsiniz ki benden. En cesurlar, kaybedecek hiçbir şeyi olmayanlardır. Eminim kaybetmeyi göze almayacak şeyleriniz vardır
Hiç açmayacak udumbaralarımın üzerine kapkara bataklığımı çekip, kırmızı lotuslarımı büyütüyordum özenle. Nergisler istemiştim, suda ki yansımasına aşık olan sevgilimi hep çok özlemiştim. Ama bu intiharı sessizce kabullenip, bataklıkta ki kırmızı çiçeğimi, 3000 yılda bir açan kehanet çiçeğimi sever gibi sevdim.
‘‘Alemlerin Rabbi olan ...Allah’a hamdolsun’’ der gibi, ‘‘Tüm hayatımı sana adamak istiyorum’’ diye yalanlar söylüyordum, hem tanrıma hem kadınlarıma. Bu yalanlara kendimde inanıyordum üstelik ve kendimi biraz mideme adamam gerektiğinin de farkındaydım hep..





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Kendini kandırmaca ayrı bir de kadınları kadırmak midendeki vicdanına dokunmuş belli..
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.