Sarılmak
Sarılmak…Göz göze gelip, kollarını açmak. Ayaklarının uçlarını kaldırıp, onun boynundan öpmek…

Keşif
Sarılmak…Göz göze gelip, kollarını açmak. Ayaklarının uçlarını kaldırıp, onun boynundan öpmek…


Bahar sabahında markete giden anlatıcı, karşılaştığı bir kokunun etkisiyle geçmişe ve çocukluk anılarına kısa bir yolculuk yapar.
“Benden sonra nasılsın? Tuzsuz yemek, şekersiz kahve gibi… Ne kadar acı koysam da, ne kadar şeker atsam da, tadım hiç geri gelmedi…

Gök henüz tam kararmamıştı; Tanrı Dağları’nın ardından son ışık çekiliyordu. Ben, demir kokusunu bilen bir alp; sen, obanın en güzel kızı… Ve sana şöyle seslenirdim:

Düşünmeyi devretmenin sana verdiği hasarı tespit etmeye ne dersin? Rahat uyumak için uyanık olman şart!


Benim sevdam bir baş kaldırıydı. Şehirlere ve insanlara karşı... Oysa ben bu çağın son baş kaldırısı olmayacaktım. Olmayacaktım bu kara çağın, Vicdansız hükümlerine kurban giden son kişi...

Sayfa 83 / 121
