YazYorum
Edebiyat24 May 2026

Konçuy

Gök henüz tam kararmamıştı; Tanrı Dağları’nın ardından son ışık çekiliyordu. Ben, demir kokusunu bilen bir alp; sen, obanın en güzel kızı… Ve sana şöyle seslenirdim:

Can BAĞCI|24 Mayıs 2026|1 dk okuma
187 görüntülenme|0 yorum

Ey ay yüzlü, ak yeleli taylar ürkmesin diye
adını içimden söylerim geceleri.
Sen gülersen, göğün mavi tuğu daha dik durur;
sen susarsan, bozkır bile yas tutar sessizce.


Kağan buyruğu ağırdır, savaş yolu uzundur;
lakin bil ki en çetin sefer, sana varmaktır.
Nice düşman aştım demir bileğimle,
bir tek gözlerinin önünde diz çöker yüreğim.


Saçların gece gibi çöker otağ kapısına,
ben onu Tanrı’nın gönderdiği gölge sanırım.
Bir avuç su gibi azizsin susuz gönlüme,
içsem ömrüm artar, bakmasam içim kurur.


Eğer bir gün börüler ulursa uzak yamaçlarda,
bil ki ben yine at üstünde dönüş yolundayım.
Sana getireceğim zafer değil yalnızca;
adını taşıyan bir ömür de olacak yanımda.


Ey güzel…
Eğer kut verilirse insana gökten,
benim kutum ne kağan otağında ne altın kemerde;
senin bir kez bana bakışındadır.

Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar