YazYorum
Deneme24 Haz 2026

Arkadaşım Deniz

"Kimse onu anlamıyordu. Herkes üstüne geliyordu."

Eray Topaloğlu|24 Haziran 2026|1 dk okuma
351 görüntülenme|9 yorum

Deniz... Arkadaşım deniz. Hırçındı. Günlerce, aylarca... Derdi çoktu. İçine atıyordu. Eczaneye gidip ilaç almaya gidecek zamanı da yoktu dermanı da. Üstündeki köpükleri içmekten karaciğeri iflas etmişti.  Yaşamından tuzu azaltmalıydı ama yapamıyordu. Kuzeni Karadenize imreniyordu.Onun sağlığı daha iyiydi sadece katil olmasına üzülüyordu. Neyseki kendisi çok can almıyordu. Yalnızdı. Kimse onu anlamıyordu. Herkes üstüne geliyordu.  Balıklara, yosunlara, balinalara yatak oluyordu. Neler görüyor, neler yaşıyordu.

Bazen kırmızı , bazen yeşil renge bürünüyor, kafası karışıyordu.  Her mevsim insanlara hizmet etmekten yoruluyordu. Yaz ayının gelmesini istemiyordu. Güneşin kavurucu sıcaklığı tüm bedenini yakıyordu. Gündüzleri sevmiyordu. Kalabalık et yığınları üstünde tepiniyor, sakat bırakıyordu...

Geceleri ise yorgunluktan zor uyuyordu. Omzundan ayak bileklerine kadar ağrılar içindeydi. Hiç izin günü yoktu. En keyifli zamanlarını üstüne vuran yakamozla bir şişe rakı devirip sohbet ederek geçiriyordu. Bu zaman en mutlu olduğu, güldüğü zamandı.  Ah denizim...güzel denizim.. renkli deniz...Sen çok yaşa tuzunla, beyazınla,  hırçınlığınla, gülümsemenle... Kusura bakma ama bu yaz yine seninleyiz.




Tartışma

Yorumlar

9 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Deniz burada sadece doğa değil, yorulan ve sömürülen bir varlık gibi konuşturulmuş. Metin, onu insanlaştırarak tükenmişlik ve sürekli kullanım fikrini güçlü bir alegoriye çeviriyor. En vurucu yer ise “Hiç izin günü yoktu” cümlesi; tüm yazının altını tek darbede açıyor.

Yanıt yaz

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Eray Topaloğlu|

Teşekkür ederim

Devam et

Benzer yazılar

Deneme24 Ağu 2026

İçselleştirilmiş Çelişki

Zonguldak’taki çıplak nefret ile Ergani’deki o yaralı vicdan refakati, birbirine zıt iki ayrı kutup değil, aynı çarkın dişlileridir. Biri sistemin fiziksel ve dışlayıcı şiddetini kuşanırken, diğeri aynı sistemin mağdurlaştırdığı topluma "kusursuz olma" yükümlülüğü dayatan o ağır ruhsal prangadır.

Hatice Özhan·3 dk·0·81
Deneme23 Ağu 2026

Hayali bir sınıf yaratmak

Vesayetçi akıl sürekli şu kalıplaşmış formüle başvurur: Halkın kendi başına bilinçli bir talepte bulunamayacağı, arkasında mutlaka çıkar odaklarının (ağalar, şeyhler, burjuvalar ya da dış güçler) yer aldığı ve kitlelerin sürekli kandırıldığı varsayılır.

Hatice Özhan·4 dk·0·167