YazYorum
Deneme30 May 2026

Sessizliğin Mimarisi

Sessizliğin Mimarisi Kelimeler suretin dahilinde değilse o halde hakikat; söylenmemiş olanın ağırlığındadır.

Melis Erbaşol|30 Mayıs 2026|1 dk okuma
145 görüntülenme|0 yorum


Kelimeler suretin dahilinde değilse

o halde hakikat; söylenmemiş olanın ağırlığındadır.

Bazen bir şeyi anlatmanın tek yolu, onu kelimelere hapsetmemek olduğu gibi, gizli bırakmaktır.

Çünkü kelimeler suretin dahilinde değilse,

geriye kalan tüm harfler sadece birer gürültüden ibaret olur

İşte bu gürültüyü susturabildiğimiz o sınırda, anlamın kendisi başlar.

Bir gün

yolu hepsinden arındırarak yaşamayı seçersek… belki

Belki o noktada karşılaşırız kendi karanlığımızla.

Sürekli arkamızı dönüp gittiğimiz o kuytu köşe ile.

Ve belki o noktada çıkarırız kendimizi; olmazlardan, yokluklardan.

Ve belki — tam o noktada — anlarız:

kaçtığımız aslında dışarıda bir gölge değil,

kendi içimizde sabırla bekleyen o kuytudur.

Karanlık, ışığın düşmanı değil; henüz keşfedilmemiş yarısıdır.

Kendi sesimize döndüğümüzde, başkalarının gürültüsüyle ördüğümüz olmazlar birer birer çözülür.

Yokluk artık bir eksiklik değil nefes aldığımız o geniş boşluktur.

Ve nihayet, arındığımız o sessizlikte varırız kendimize.

Yorgun; ama dürüst.

Kırık ama bütün.


Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar

Deneme24 Ağu 2026

İçselleştirilmiş Çelişki

Zonguldak’taki çıplak nefret ile Ergani’deki o yaralı vicdan refakati, birbirine zıt iki ayrı kutup değil, aynı çarkın dişlileridir. Biri sistemin fiziksel ve dışlayıcı şiddetini kuşanırken, diğeri aynı sistemin mağdurlaştırdığı topluma "kusursuz olma" yükümlülüğü dayatan o ağır ruhsal prangadır.

Hatice Özhan·3 dk·0·81
Deneme23 Ağu 2026

Hayali bir sınıf yaratmak

Vesayetçi akıl sürekli şu kalıplaşmış formüle başvurur: Halkın kendi başına bilinçli bir talepte bulunamayacağı, arkasında mutlaka çıkar odaklarının (ağalar, şeyhler, burjuvalar ya da dış güçler) yer aldığı ve kitlelerin sürekli kandırıldığı varsayılır.

Hatice Özhan·4 dk·0·167