YazYorum
Deneme26 May 2026

“Oynayamayan Gelin Yerim Dar Dermiş”

Bir gelinin aile içinde fiziksel değil duygusal olarak nasıl daraltıldığını ve kabul görmeyen insanın zamanla kendini nasıl yabancı hissettiğini anlatır.

Umay|26 Mayıs 2026|1 dk okuma
181 görüntülenme|6 yorum

“Oynayamayan gelin yerim dar dermiş” sözü yıllarca sanki kadının beceriksizliğiymiş gibi anlatıldı. Ama bazen mesele gerçekten yer darlığı değil; insana açılan alanın darlığıdır.

Bir insanın bir eve ait hissetmesi için sadece fiziksel bir yer yetmez. Sofrada sandalyesinin olması gerekir. Sesi duyulmalı, fikri sorulmalı, kahkahası yadırganmamalı. Kendini sürekli “fazlalık” gibi hissetmeden yaşayabilmeli.

Bir gelin bir evde rahatça şarkı söyleyemiyorsa, televizyon karşısında uzanamıyorsa, yanlış anlaşılmadan konuşamıyorsa… onun dünyası gerçekten bir odaya sıkışır. O zaman mesele “oynamayı bilmek” değil, özgür hissedememektir.

“Gelin için yerinin genişliği değil, etrafındaki insanların genişliği önemli.”

Çünkü insanı büyüten şey metrekare değil; anlayış, şefkat ve kabul görmektir.

Tartışma

Yorumlar

6 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Güzel hayallerle başlamıştı her şey, sonra duvarlar yaklaştı birbirine. Karanlık daraldı odaların içinde, ve birer birer soldu gelinler; çiçeklerinden önce umutları döküldü yere. Yine de bir temenni bırakıyorum zamana; umarım çiçekleri solmaz gelinlerin, umarım hiçbir düş karanlıkta unutulmaz, ve hiçbir beyaz, kedere teslim olmaz. 🍀🍀

Yanıt yaz

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Umay|

Amin ❤️ teşekkür ederim

Devam et

Benzer yazılar

Deneme24 Ağu 2026

İçselleştirilmiş Çelişki

Zonguldak’taki çıplak nefret ile Ergani’deki o yaralı vicdan refakati, birbirine zıt iki ayrı kutup değil, aynı çarkın dişlileridir. Biri sistemin fiziksel ve dışlayıcı şiddetini kuşanırken, diğeri aynı sistemin mağdurlaştırdığı topluma "kusursuz olma" yükümlülüğü dayatan o ağır ruhsal prangadır.

Hatice Özhan·3 dk·0·81
Deneme23 Ağu 2026

Hayali bir sınıf yaratmak

Vesayetçi akıl sürekli şu kalıplaşmış formüle başvurur: Halkın kendi başına bilinçli bir talepte bulunamayacağı, arkasında mutlaka çıkar odaklarının (ağalar, şeyhler, burjuvalar ya da dış güçler) yer aldığı ve kitlelerin sürekli kandırıldığı varsayılır.

Hatice Özhan·4 dk·0·167