YazYorum
Deneme23 Tem 2026

KAYBOLDUM! AMA HERKES BENİ GÖRÜYOR?

İnsan kaybolduğunu hissettiğinde aslında herkes tarafından görünüyordur. Kayboluşu, diğerlerine anlattıklarından çok, yaşadığı ortama uyum sağlamak için kendisine anlattığı ve bir süre sonra da buna inanarak kabullendiği doğrularının içindedir.

Erkan Ulaşır|23 Temmuz 2026|1 dk okuma
255 görüntülenme|0 yorum

İnsan kaybolduğunu hissettiğinde aslında herkes tarafından görünüyordur. Kayboluşu,  diğerlerine anlattıklarından çok, yaşadığı ortama uyum sağlamak için kendisine anlattığı ve bir süre sonra da buna inanarak kabullendiği doğrularının içindedir.


Çünkü insanı aldatan başkaları değildir çoğu zaman.

Kendi zihninin, kendisi için kurduğu güvenli odalardır.

Orada her şey mantıklıdır. Her seçim haklıdır.

Her suskunluk gerekli, her vazgeçiş ise mecburidir.

Ne tuhaftır...

Başkalarını tanımak için yıllar harcarız; onların niyetlerini, karakterlerini, geçmişlerini anlamaya çalışırız.

Fakat aynı özeni kendimize göstermeyiz.

Belki de insanın en büyük korkusu

gerçekle karşılaşmak değildir.

Kendisini, gerçek sandığı haliyle kaybetmektir.

Bu yüzden insan bazen aynaya bakar;

ama gördüğü yüzü değil,

yıllardır görmeye razı olduğu hikâyeyi izler.

Ve belki de en zor yüzleşme, kendini bulmak değil...

Kendin sandığın kişiden vazgeçebilmektir.

- ERKAN ULAŞIR

Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar

Deneme24 Ağu 2026

İçselleştirilmiş Çelişki

Zonguldak’taki çıplak nefret ile Ergani’deki o yaralı vicdan refakati, birbirine zıt iki ayrı kutup değil, aynı çarkın dişlileridir. Biri sistemin fiziksel ve dışlayıcı şiddetini kuşanırken, diğeri aynı sistemin mağdurlaştırdığı topluma "kusursuz olma" yükümlülüğü dayatan o ağır ruhsal prangadır.

Hatice Özhan·3 dk·0·81
Deneme23 Ağu 2026

Hayali bir sınıf yaratmak

Vesayetçi akıl sürekli şu kalıplaşmış formüle başvurur: Halkın kendi başına bilinçli bir talepte bulunamayacağı, arkasında mutlaka çıkar odaklarının (ağalar, şeyhler, burjuvalar ya da dış güçler) yer aldığı ve kitlelerin sürekli kandırıldığı varsayılır.

Hatice Özhan·4 dk·0·167