Her insanın içinde iyilik de vardır, kötülük de. Merhamet kadar öfke, affetmek kadar intikam, aydınlık kadar karanlık…
Belki de insan olmanın sırrı, içimizde yalnızca güzel olanı taşımak değil; karanlığımızın da farkında olup ona teslim olmamaktır. Carl Jung, insanın kabul etmek istemediği taraflarını “gölge” kavramıyla anlatır. Ona göre insan, kendi karanlığını tanımadan bütünüyle aydınlığa çıkamaz. Tasavvuf da başka bir dille insanı yine kendi içine çağırır. Çünkü nefis, yok edilmesi gereken bir düşman değil; terbiye edilmesi gereken bir yanımızdır. İnsan bazen öfkesini besler, öfkeye dönüşür. Kibrini besler, kendinden başkasını göremez olur. Hasedi besler, başkasının ışığından rahatsız olmaya başlar. Ama merhameti beslerse kalbi genişler.
Sabrı beslerse yükü hafifler. İyiliği beslerse, dünya değişmese bile onun dünyaya baktığı yer değişir. Belki de ömür dediğimiz şey, içimizde hangi tarafın galip geleceğine dair uzun bir imtihandır. Çünkü insanın içinde ne bulunduğundan çok, her gün neyi büyüttüğü önemlidir.
Ve kalp…
En çok neyle meşgul edilirse, zamanla onun suretine bürünür.





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.