YazYorum
Deneme3 Ağu 2026

Gerçekler ve Hayâller

Sıradanlaşmak

Hayâl|3 Ağustos 2026|1 dk okuma
107 görüntülenme|1 yorum

Herkesten ve her şeyden vazgeçsek bile iç sesimizden kurtulamayız.Düşünme cezası müebbettir ruhumuzda..

İnsanlar sıradan gördükleri hayatlara dahil olup,sıradan değilmiş gibi hissettirip çekip gidebiliyorlar acımasızca..

Okumuş,yazmış kendi ayakları üzerinde mıh gibi hayata tutunan bizler; ne kimseye umut olmak isteriz,ne de birinin umuduna ortak olmak..

İnsan insana yâren olur en fazla..

Yâr olabilmekse büyük meziyet...Büyük bir hak ediş vardır orada..

Hiçbir ders kitabından,romandan,heykelden ve resimden öğrenemeyeceğiniz sonsuz sevgi,güven ve sadakat ister..

Bu duygular insan olmanın yapı taşıdır...

Bu hayatta herkrsin heybesi doludur.Ancak kimse,bir öncekinin koyduğu taştan sorumlu tutulamaz.

Eylemlerinizi sıradanlaştırısanız siz SIRADAN olursunuz..

Kimse kimsenin müneccimi değildir.Niyetler okunamaz..Söz ve davranışlar bu ezberi bozmak için vardır..

Âh lar ise kendi geçmişimize,hatalarımızadır belki de..

Neden başkasına âh edecek anlamı yükleyelim ki?

Hülasa,sükûtun altın olmadığı yerler de vardır.Sadece davranışlar kefaret olabilir bize..

Vicdan âhın engelidir..

Âhların tek sahibi ilahi adalet ve doğanın kusursuz dengesidir..

Tartışma

Yorumlar

1 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Umay|

İnsanız işte, ister istemez bazen âhları yüklüyoruz birilerine ama sizin dediğiniz de çok doğru “ilahi adalet”… 🌻

Yanıt yaz

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Devam et

Benzer yazılar

Deneme24 Ağu 2026

İçselleştirilmiş Çelişki

Zonguldak’taki çıplak nefret ile Ergani’deki o yaralı vicdan refakati, birbirine zıt iki ayrı kutup değil, aynı çarkın dişlileridir. Biri sistemin fiziksel ve dışlayıcı şiddetini kuşanırken, diğeri aynı sistemin mağdurlaştırdığı topluma "kusursuz olma" yükümlülüğü dayatan o ağır ruhsal prangadır.

Hatice Özhan·3 dk·0·81
Deneme23 Ağu 2026

Hayali bir sınıf yaratmak

Vesayetçi akıl sürekli şu kalıplaşmış formüle başvurur: Halkın kendi başına bilinçli bir talepte bulunamayacağı, arkasında mutlaka çıkar odaklarının (ağalar, şeyhler, burjuvalar ya da dış güçler) yer aldığı ve kitlelerin sürekli kandırıldığı varsayılır.

Hatice Özhan·4 dk·0·167