YazYorum
Deneme9 Tem 2026

Bir Yağmur Damlası

Can BAĞCI|9 Temmuz 2026|2 dk okuma
150 görüntülenme|3 yorum

Bir yağmur damlası bir ruha ne verir ki?

Belki ilk bakışta hiçbir şey. Camdan süzülür, toprağa düşer, bir kaldırım taşının çatlağında kaybolur gider. Ne bir dağı yerinden oynatır ne bir ömrü baştan kurar ama bazen en küçük şeyler, insanın içinde en büyük kapıları aralar. Bazen bir damla, yıllardır kurak kalmış bir ruhun kıyısına düşer de orada unutulmuş bir baharı uyandırır.

Yağmur, dışarıda değil de insanın içinde başlar asıl. Önce ince bir sızı olur. Sonra eski bir hatıra gibi cama vurur. Derken insan, kendi içinin sokaklarında yürümeye başlar. Geç kalınmış sevinçlerin, yarım bırakılmış cümlelerin, söylenememiş sözlerin önünden geçer. Her köşe başında başka bir suskunluk bekler onu. Her suskunluğun altında da biraz kırgınlık, biraz yorgunluk, biraz da hâlâ vazgeçmemiş bir umut durur.

Umut tuhaf şeydir. Bazen insanın önünden koşar; yetişemezsin. Bazen avucuna konar; tutamazsın. Bazen bir sabahın ucunda görünür, bazen bir akşamın en koyu yerinde. Hep biraz uzakta, hep biraz yakındadır. Ne tamamen gelir ne tamamen gider. İnsan bu yüzden yorulur belki de; umuda varmak için değil, umudu kaybetmemek için yaşar.

O gün yağmur ağır ağır yağıyordu. Şehir, kendi yorgunluğunu saklayamayacak kadar ıslaktı. Sokak lambaları su birikintilerinde titriyor, kalabalıklar aceleyle dağılıyor, gökyüzü eski bir mektup gibi buruşmuş duruyordu. Her şey griydi; ama grinin içinde ince, kırılgan, neredeyse utanarak parlayan bir ışık vardı.

İnsan bazen tam da böyle zamanlarda anlar: Karanlık dediğin şey, ışığın yokluğu değil; ışığa biraz geç kalmış olmaktır.

Bir defter açılır. Bir kalem, kâğıdın üzerinde önce susar. Bazı cümleler hemen yazılmaz; önce içte kanar, sonra kelime olur. İnsan, kendi yarasına en çok kelimelerle yaklaşır. Konuşamadığı ne varsa satır aralarında nefes almaya başlar. Kaçamadığı acıları bir cümlenin içine koyar, kaybettiği yolları bir virgülün ardında arar, umudu ise çoğu zaman noktanın hemen öncesinde yakalar.

Bir yağmur damlası bir ruha ne verir ki?

Bazen yalnızca ıslaklık verir. Bazen eski bir acının üzerindeki tozu alır. Bazen insanın unuttuğu bir çocukluk sabahını getirir. Bazen de içte çoktan bitti sanılan bir sesi yeniden duyurur:

Daha bitmedi.

Tartışma

Yorumlar

3 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Devam et

Benzer yazılar

Deneme24 Ağu 2026

İçselleştirilmiş Çelişki

Zonguldak’taki çıplak nefret ile Ergani’deki o yaralı vicdan refakati, birbirine zıt iki ayrı kutup değil, aynı çarkın dişlileridir. Biri sistemin fiziksel ve dışlayıcı şiddetini kuşanırken, diğeri aynı sistemin mağdurlaştırdığı topluma "kusursuz olma" yükümlülüğü dayatan o ağır ruhsal prangadır.

Hatice Özhan·3 dk·0·81
Deneme23 Ağu 2026

Hayali bir sınıf yaratmak

Vesayetçi akıl sürekli şu kalıplaşmış formüle başvurur: Halkın kendi başına bilinçli bir talepte bulunamayacağı, arkasında mutlaka çıkar odaklarının (ağalar, şeyhler, burjuvalar ya da dış güçler) yer aldığı ve kitlelerin sürekli kandırıldığı varsayılır.

Hatice Özhan·4 dk·0·167