YazYorum
Deneme20 May 2026

Ay Işığını Bekleyen Gemi

Ay ışığı düşmese de usulca bekler bazı gemiler, Çünkü her yol haritayla değil, umutla çizilir. En karanlık denizlerde bile insan dağılmadan öğrenir; Bazı kavuşmalar varmakla değil, beklemekle gelir.

Can BAĞCI|20 Mayıs 2026|1 dk okuma
165 görüntülenme|1 yorum

Bazı bekleyişlerin adı yoktur. Ne bir limana yazılır, ne bir takvime işaretlenir. Sadece insanın içinde sessizce büyür; tıpkı gece denizin ortasında, ay ışığının suya düşmesini bekleyen o gemi gibi.

Uzaktan bakınca sıradan görünür belki. Durgun bir su, sessiz bir gökyüzü ve kıpırtısız bir gemi… Oysa her sessizliğin içinde büyük bir hikâye saklıdır. Çünkü bazen insan da bir gemiye benzer; nereye gideceğini bilir ama hareket etmek için bir işaret bekler. Bir ışık, bir ses, bir umut… Ayın denize düşen o ince gümüş yolu gibi, önünü gösterecek küçük bir mucize.

Beklemek çoğu zaman güçsüzlük sanılır. Oysa bazı bekleyişler cesaret ister. Hemen yola çıkmamak, karanlığın içinden körlemesine geçmemek, doğru anı kollamak… İşte bu da bir bilgeliktir. Belki o gemi de biliyordur; her deniz gündüz geçilmez, her yol haritayla bulunmaz. Bazı yollar yalnızca kalbin tanıdığı ışıkla aşılır.

Ay ışığı burada yalnızca gökten düşen bir parıltı değildir. O, insanın içindeki "devam et" sesidir. Yorulduğunda omzuna dokunan, vazgeçmeye ramak kala ufukta beliren o ince umut çizgisidir. İnsan bazen en karanlık gecelerinde bile tamamen yalnız değildir; sadece ışığın kendisine ulaşmasını bekliyordur mesele varmak değildir. Belki mesele, o ışık gelene kadar dağılmadan kalabilmektir. Dalgaların savurmasına rağmen yerinde durabilmek… İçindeki gürültüyü susturup gökyüzünü dinleyebilmek…

Kim bilir… Belki hepimiz biraz o gemiyiz.

Bir kıyıya değil, içimizde yeniden doğacak ışığa doğru bekleyen.

Tartışma

Yorumlar

1 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

ÖZER YILMAZ|

Beklemek, sabrın işaretidir. Beklemek olgunlaşmaktır, Beklemek olmaktır. Beklemek verimli olmanın temelidir.

Yanıt yaz

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Devam et

Benzer yazılar

Deneme24 Ağu 2026

İçselleştirilmiş Çelişki

Zonguldak’taki çıplak nefret ile Ergani’deki o yaralı vicdan refakati, birbirine zıt iki ayrı kutup değil, aynı çarkın dişlileridir. Biri sistemin fiziksel ve dışlayıcı şiddetini kuşanırken, diğeri aynı sistemin mağdurlaştırdığı topluma "kusursuz olma" yükümlülüğü dayatan o ağır ruhsal prangadır.

Hatice Özhan·3 dk·0·81
Deneme23 Ağu 2026

Hayali bir sınıf yaratmak

Vesayetçi akıl sürekli şu kalıplaşmış formüle başvurur: Halkın kendi başına bilinçli bir talepte bulunamayacağı, arkasında mutlaka çıkar odaklarının (ağalar, şeyhler, burjuvalar ya da dış güçler) yer aldığı ve kitlelerin sürekli kandırıldığı varsayılır.

Hatice Özhan·4 dk·0·167