YazYorum
Deneme24 Tem 2026

Akıllı ve Aptal

Akıllı insan, aptalın sonradan yapacağını hemen yapar.

Sevgi Seçen|24 Temmuz 2026|1 dk okuma
174 görüntülenme|0 yorum

Akıllı insan, aptalın sonradan yapacağını hemen yapar.” Bu veciz söz, insanlığın kadim bilgeliklerinden biri olarak, sadece bir atasözü değil, aynı zamanda hayatın derin bir felsefesidir. Akıllı kişi, zamanın akışını okuyarak, zorunlu hale gelecek davranışları erkenden benimser ve böylece kaderin akıntısına karşı değil, onunla birlikte yüzer.

Hayat, bir nehir gibi ve akıntıya kapılanlar sürüklenir, akıntıyı önceden sezip kürek çekenler ise varış noktasına ilk ulaşanlar olur. Aptal, zorunluluğu ancak duvarlara çarpınca fark eder. Borcunu erteleyen, sağlığını ihmal eden, öğrenmeyi yarına bırakan kişi, sonunda zorunlu bir panikle hareket eder. Oysa akıllı olan, yarının mecburiyetini bugünün tercihi hâline getirir.

Bu, yalnızca maddi bir hesap değil, ruhun olgunlaşmasıdır. Erken kalkmak, disiplinli çalışmak, yeni bir dil öğrenmek ya da sağlıklı beslenmeye başlamak… Bunlar bugün tercih iken, yarın zorunluluk olabilir.

Sonuç olarak, bu veciz söz bir uyarı değil, davetiyedir. Hayatımızı bugünden geleceğin gereklerine göre şekillendirmeye davet. Sağlıklı alışkanlıkları, öğrenme tutkusunu, disiplini ve vizyonu erkenden benimsemek, sadece avantaj değil, aynı zamanda huzurun ve olgunluğun kapısını aralar

Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar

Deneme24 Ağu 2026

İçselleştirilmiş Çelişki

Zonguldak’taki çıplak nefret ile Ergani’deki o yaralı vicdan refakati, birbirine zıt iki ayrı kutup değil, aynı çarkın dişlileridir. Biri sistemin fiziksel ve dışlayıcı şiddetini kuşanırken, diğeri aynı sistemin mağdurlaştırdığı topluma "kusursuz olma" yükümlülüğü dayatan o ağır ruhsal prangadır.

Hatice Özhan·3 dk·0·81
Deneme23 Ağu 2026

Hayali bir sınıf yaratmak

Vesayetçi akıl sürekli şu kalıplaşmış formüle başvurur: Halkın kendi başına bilinçli bir talepte bulunamayacağı, arkasında mutlaka çıkar odaklarının (ağalar, şeyhler, burjuvalar ya da dış güçler) yer aldığı ve kitlelerin sürekli kandırıldığı varsayılır.

Hatice Özhan·4 dk·0·167