Kırık Aynaların Dansı
İnsan benliğinin bir aynaya dönüştüğü; geçmişin ağır anılarıyla paramparça olan bu yansımanın, sabırla ve ustalıkla yeniden bütünlenme hikayesi.

Kategori
292 yayınlanmış yazı
İnsan benliğinin bir aynaya dönüştüğü; geçmişin ağır anılarıyla paramparça olan bu yansımanın, sabırla ve ustalıkla yeniden bütünlenme hikayesi.

Belki de hayat, tam olarak budur. Dışarıda ve içeride kopan fırtınalara, zihni aydınlatıp sonra tekrar karanlığa boğan şimşeklere rağmen, bir mum ışığının titrek umuduna, bir gaz lambasının metanetine ve bir demlik çayın sıcaklığına sığınabilmektir.

70 yaşından sonra hayatın nasıl dönüştüğünü, küçük iyiliklerin ve kendini sevmenin nasıl bir bahara dönüştüğünü anlatan samimi bir hikâye.
Liyakat yok diye şikayet ediyoruz… Ama haksızlık karşısında sustuğumuz her an, biz de onu öldürüyoruz. Sorun sadece sistem değil. İnsan, kendi korkuları yüzünden gerçeğe sırtını döndüğünde başlıyor çürüme. Aynaya bak: Doğruyu mu savunuyorsun, yoksa sadece doğru görünmeye mi çalışıyorsun?
“Gitmeyeceğim. Gitsem de kalıyorum ki zaten seninle.” cümlesinin ruhunu yansıtır. Gitmek ile kalmak arasındaki psikolojik çatışmayı, duygusal bağlılığın görünmez ipliğiyle anlatır. İnsan bazen gider, ama kalbi hep orada kalır.
Bu yazı, sevmenin bazen yetmediğini; iki kalp aynı duyguyu taşısa da farklı dünyalarda kaybolabileceğini anlatır.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı özelinde, vatan sevgisine odaklanıyor.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı özelinde, çocuklara ithaf edilmiş bir yazı.
Sayfa 30 / 33
