YazYorum
Edebiyat26 Haz 2026

Teğmen Rıfkı

suvemer|26 Haziran 2026|2 dk okuma
6 görüntülenme|0 yorum

Teğmen Rıfkı

Siyah bıyıkları sakalına karışmış, kafasında spor şapkası, gömleğinin bir yanı pantolonunun içinde bir yanı dışında, kemeri sallana sallana koşardı Rıfkı. Biz çocuklar onun hiç yürüdüğünü görmedik. Sanki Karabük'te herkesin vakti vardı da bir tek Rıfkı'nın yoktu.

Yumruk yaptığı eli telsizdi Rıfkı'nın. Sırtına dayadığı sopa tüfeği, ağzındaki düdük ise emrindeki askerleri yönettiği komutuydu sanki. Öyle ki düdüğünü öttürmediği bir ana pek denk gelinmezdi.

Rıfkı geçti mi bizim mahalleden, peşinde biz... Önde o, arkada biz.

Aşağı Mahalle'ye kadardı bizim sınırlarımız; Rıfkı'nın ise sınırı yoktu. Gitmek istese Kıbrıs'a kadar giderdi.

Kara kuvvetleri de onundu, hava kuvvetleri de. Her yanı askerdi Rıfkı'nın. El bombası atar gibi yapar, "Kaçın!" diye bağırırdı. Sonra sopa tüfeğini omzuna alır, görünmez düşmanlara ateş açardı. Bizim göremediğimiz düşmanları bir bir vurur, mahallenin güvenliğini sağlardı.

O gün görmediysek özlerdik. "Rıfkı geçti mi?" sorusu birbirimize en çok sorduğumuz sorulardan biriydi. Gördünüz mü, hangi tarafa gitti, bugün geçti mi?

Bazen iki gün görünmezdi. Üçüncü gün köşeden çıkınca içimize su serpilirdi. Sanki mahalleden biri eksilmiş de yerine gelmiş gibi olurdu.

Kışın kömür kokusu çökerdi mahalleye. Biz atkılarımızı ağzımıza kadar çekip kartopu oynarken, Rıfkı yine aynı telaşla geçerdi sokaktan. Kar da durduramazdı onu.

Biz büyürdük. Mevsimler değişirdi. Ama Rıfkı değişmezdi.

O bizim Rıfkı'mızdı. Hatta bizim de değil, Karabük'ün Rıfkısıydı.

Nerede ne yer, ne içer bilmezdik. Evi neredeydi, geceleri nerede uyurdu, bir kimsesi var mıydı, hiç merak etmezdik. Bunları öğrenmek aklımıza bile gelmezdi.

O öylece öncesizdi, sonrasızdı. Merak etmediğimiz kadar bizdendi.

Yıllar geçti.

Karabük'ten ayrıldım.

Çocukluğumun sokakları, kömür kokusu, Demir Çelik'in dumanı hafızamın derinliklerinde kaldı. Ama ne zaman o günleri düşünsem, düdüğünü öttüre öttüre koşan Rıfkı çıkıp gelirdi karşıma.

Ve yıllar sonra ilk kez merak ettim:

Rıfkı kimdi?

Teğmen olmadan önce nasıl bir hayatı vardı?

Nerede yaşamış, kimi sevmiş, neyi kaybetmişti?

Sonradan öğrendim.

Ne olduysa o kavurucu sıcağın altında, 1974 Temmuz'unda olmuştu.

Kıbrıs'a gitmişti Rıfkı.

Döndüğünde yanında getiremedikleri olmuştu.

Ama belli ki geride bırakamadıkları da...

Belki bu yüzden askerleri hiç terhis olmadı.

Belki bu yüzden telsizi hiç susmadı.

Belki de yıllar boyunca Karabük sokaklarında yürürken yalnız değildi Rıfkı.

Bizim göremediğimiz arkadaşları da hep yanındaydı.

Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar