YazYorum
Deneme1 Haz 2026

Sen hangisisin?

Sözler meclisindeki halini hatırlıyor musun?

Sefer Eroğlu|1 Haziran 2026|3 dk okuma
134 görüntülenme|4 yorum

Daha henüz hiç kimse yeryüzüne teşrif etmemişken ve her yaratılan ruhlar aleminden bir ruh olarak varlığını muhafaza ediyor iken yönlendirmeler sonucu mudur yoksa içgüdüleri ile yön tayin eden kuşların kabiliyetleri benzeri kabiliyetler sonucu mudur bilinmez sıkış tepiş olarak aynı mekana doluştuk:

Sözler Meclisi!

Ben de oradaydım, sen de oradaydın; tanıyıp tanımadığımız herkes aynı mekanı dolduruyorlardı sözler meclisinde.

Güneş tepemizden mi bakıyordu, Ay taa o zamanlardan geceyi aydınlatma kabiliyetini kazanabilmiş miydi bilemiyorum ama Cinlerle aynı ortamı paylaştığımız koordinatlar içerisinde gözlerimiz nerelere odaklanıyordu o sıralarda bilemiyorum.

Bu dünyada hayatlarımıza doluşmuş yığınla insan var. Annelerimiz, babalarımız, kardeşlerimiz, akrabalarımız, çoluklarımız, çocuklarımız; iş arkadaşlarımız, dostlarımız, düşmanlarımız...herkesler orada.

Aklına geliyor mu hiç acaba bu dünyadan tanıdığın simalardan orada etrafımızda olanlar var mıydı hemen yanıbaşılarımızda?

Hatırlayamazsın tabiiki, nereden hatırlayacaksın ki?

Toplamda 7 bin sene ömrü olduğu kabul edilen bu yerküredeki insanlık zamanının yere ilk adımı basmış olmasından bilmem kaç bin sene önceki toplantı anından bahsediyorum sana burada.

Ama yine de insan merak ediyor, tutamıyor kendini değil mi?

Acaba hepimiz oradayken annemizin kim, babamızın kim; kardeşlerimizin hangi ruhlar, akrabalarımızın ve düşmanlarımızın hangi ruhlar olduğunu bilebiliyor muyduk?

Ve dahası insanlarla cinler iç içe miydi yoksa insanlar bir tarafta cinler diğer tarafta mı dolduruyorduk koskocaman alanı?

Ve tabiki eşimiz!

Bu dünyada ruh eşimiz diye yıllarca peşinden koşup durduğumuz ve belki de on yıllarca yollarını beklediğimiz o harika ruh, tam olarak nerede duruyordu onca ruhların arasında?

Daha henüz hiç bir ruhun günahı olmadığına göre herkes eşit ortamda. Dünyaya inilmemiş, günahlar işlenmemiş ve iyi ya da kötü akıbetlerin sahipleri birbirinden ayrılmadıklarına göre ruhların birbirlerine olan yaklaşımları nasıldı?

Hitler, bir Yahudiyi gördüğü zaman:

  • Seni gözüm bir yerden ısırıyor ama bu iyiye mi işaret kötüye mi bilemiyorum. Sen yine de çok sokulma yamacıma demiş miydi acaba?

Ya da Nemrut, İbrahim Peygamberin ruhuna denk geldiği zaman nasıl bir tepki vermişti kendisine?

Bu dünyada bir çok insan canımızı yakmış, hakkımızı gasp etmiş ya da direkt olarak ruhi ve fiziki olarak bizlere zarar vermiş olabilirler. O insanların ruhları ile omuz omuza tokuştuğumuzda gözlerimizi birbirlerimize çevirip baktığımızda tebessüm mü etmiştik karşılıklı yoksa köpek hırlaması gibi kızgınlık ifade eden bir takım ses ve mimikler mi fırlatmıştık simalarımıza?

Ve Melekler, kesindir ki hiç bir masum ruha kötü davranmazlar; hatta el bebek gül bebek davranıp özellikle sahiplendikleri özel ruhlar bile olabilir.

Sevk olunduğumuz sahaya doğru ilerlerken nasıl davranıyordu bize Melekler?

Düşünsene, daha dünyaya gelmemişsin bile!

Ve o büyük an gelir ve der ki hepimizi Yaratan:

  • Ben sizin Rabbiniz değil miyim?

Bütün bir salon, bütün bir saha, bütün bir alan aynı ses ile yankılanır:

  • Evet, Sen bizim Rabbimizsin!

Ne önce ne sonra; Cinler ve insanlar aynı anda ve aynı ses tonunda aynı cevabı verirler.

Kainat titrer ve yaratılmış hiç bir zerrecik o ana tanık olmaktan kendini alıkoyamaz.

Ne muhteşem bir sahne!

Ama bir tuhaflık var, hiç kimsenin bilmediği sadece her şeyi yoktan var Edenin bildiği bir durum var ortalıkta.

Kainatı titreten ahitleşme anında yürekten söz verenler varken, istemeye istemeye söz verenler de var.

İyi kul olacağımıza, kulluk yapacağımıza dair verilen sözlerin hepsi de şeffaf değil.

Homojeniteyi bozan, koordinasyona zoraki uyan ve söz verirken sağ ya da sol bacağını kaldırıp kendince anı atlatmaya çalışan bir takım ruhlar.

Ben bilmiyorum, sen bilmiyorsun ve hiç kimse de tanımıyor o ayrık otlarını.

Senden kaçan, benden kaçan ve ortamı dolduran her yaratılandan kaçan o samimiyetsizlerin bilmediği bir şey var: Onları Yaratan, hepsini teker teker biliyor ve tanıyor aynı zamanda!

Sözler meclisinden bugünümüze ulaşıp evdeki aynamızın karşısına çeşitli bahanelerle her geçtiğimizde sorduk mu acaba?

Ben hangisi idim?

Samimi olan mı yoksa ayrık otu mu?

Sen hangisi idin?

Yürekten söz veren mi yoksa bir ayağını kaldıran mı?

Yüzünü yıka, ağzına-burnuna su ver ve aynanın derinliklerindeki ruhuna korkmadan sor bu soruyu:

Biz hangisiyiz?

Saygılarımla

Tartışma

Yorumlar

4 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Sevgi Seçen|

Kalu belâ dan beri deriz . Bu benim fikrim doğrusunu Allah bilir annemizi babamızı esimizi biz seçtik çünkü ona bir söz verdik ve o söze uygun aile şu an ki ailemiz kesinlikle bu böyledir demiyorum bu benim düşüncem çünkü Allah kimseye kaldıramayacağı yük vermez . Bizim seçtiğimiz tekamül neyi gerektiriyorsa onlar etrafımızda oldu Allah'ım bana zenginlik ver ve o zenginliğin içinde seni ve sana verdiğim sözü unutmayacağım dedik misal Allah ta Al kulum zenginlik verdiğin söze sadık kalabilecek misin Gibi yüreğinize sağlık 👏

Yanıt yaz

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Sefer Eroğlu|

Teşekkür ederim.

Devam et

Benzer yazılar

Deneme24 Haz 2026

Ağır Gelen

"​Öfkenin ve kinin tamamen sebepsiz olmadığı, aslında bu duyguların çoğu zaman insanın kendisini koruma biçimi olduğu unutulmamalı."

Aybike Kazak·2 dk·4·57