Kalbimi tut
Elleri tutmak kolaydır bir el, bir elin sıcaklığını taşır, bir yol yürütür, bir anı saklar. Ama kalbi tutmak bambaşkadır. Kalbi tutmak, yalnızca sevmenin değil anlamayı, korumayı, her hâliyle kabul etmeyi gerektiren bir emektir.Bana göre insanlar el ele değil, kalp kalbe verdiğinde güç büyür. Çünkü eller zamanla bırakabilir kalpler ise gerçekten bağlandığında, bırakmayı düşünemez bile. Günümüz ilişkilerine baktığımda aynı sözü hep savunuyorum:
Sevgi, el sıkışmanın ötesinde bir gönül işidir.
Belki de eskiler daha çok gönül eri idiler. Kalbin yalnızca göğsün sol tarafında atan bir et parçası olmadığını bildikleri için ona “gönül” demişler. Gönül, sevmeyi değil sevgiyi taşımayı, kırmamayı, kırdıysa da onarmayı bilme hâlidir. Bir insanı her hâliyle saygı duymak, hatalarına rağmen sevebilmek bence en güzel meziyetlerden biridir.
Peki neden elleri tutmak değil de kalbi tutmak bu kadar önemlidir? Çünkü insan eli, karşıdan da görür bugün elini tuttuğu insanı yarın bırakabilir. Ama bir kalbe meftun olduğunda iş değişir. O zaman elini tuttuğu kişiye değil, onun kalbine sahip çıkar. Rüzgâr esse, soğuk bir söz gelse, yol uzasa bile önce o kalbi korumak ister.
Kalbi tutmak zordur çünkü sevmek kolay görünse de emek ister. Sabır ister, hoşgörü ister, bazen susmayı, bazen affetmeyi bilme cesareti ister. Gerçek sevgi, el ele yürümek değil kalbi kalbe yaslayıp ben buradayım diyebilmektir.
Kalbi tutmak, bir insanı olduğu gibi kabul etmektir. Onun gülüşünü de gözyaşını da, güçlü olduğu anları da yorgun olduğu günleri de sahiplenmektir. El ele tutuşmak bir başlangıç olabilir; ama kalp kalbe bağlanmak, yolun sonuna kadar birlikte yürümeye söz vermektir.
Belki de en büyük sevgi budur: Birini elinden değil, kalbinden tutabilmek. Ve tuttuğun kalbi, hayatın bütün fırtınalarına karşı koruyabilmek





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.