Bu platformdaki başlangıç yazılarımda bu konuya temas etmiştim ama ufacık da olsa yine anlatayım:
Coronavirüs pandemisinin başlamasından hemen evvel Kocaeli'ndeki yerel bir yayınevinden çıkartmış olduğum MEGALOMAN isimli şiir kitabımın tanıtımını yapmak için, kitabımı basan yayınevi sahibi ile '' belki bize yardımcı olur '' içgüdüsü ile hem kendimizi tanıtmak hem de eserimizi kendisine hediye edip, sahip olmuş olduğu geniş çevreye dolaylı olarak sızabilmek anlamında kendisini ziyaret ettiğimiz o zamanki önemli bir kurumun başkanının ağzından bana karşı sarf edilmiş bir sözdü o cümle:
'' Gökten zembille mi indin sen kardeşim? Önce benim yer aldığım programlara, etkinliklerimize gelip kendini bana tanıtacaksın. Ondan sonra da olabilecek olanları hep birlikte göreceğiz.''
Aşağı yukarı bu kalıp içerisinde ağızdan boşluğa bırakılmış cümlelerdi o anki sözler.
Ve ben, bu sözleri kırk yaşıma gelmiş şekilde işitiyordum.
Belli oldu mu bilmiyorum ama vücut ısımın birazcık arttığını hissettim ve muhtemelen de yüzüm birazcık kızarmıştır, utanmıştım...
Adam beni 19-20 yaşlarında olan, daha tüyü çıkmamış ve yaşamın hiç bir sillesinin farkında olmayan toyun biri olarak değerlendirmişti sanırım.
Makam denilen illet, insanları böyle çarpıyor galiba. Bazı haltları yiyorsun ama sen ne yaptığını hiç bir şekilde fark dahi edemiyorsun.
'' Gözleri var görmezler, kulakları var işitmezler...'' evet, bu durum biraz tanıdık idi galiba.
Ben zaten oraya sadece elimdeki kitapları eritmek maksadıyla gelmişim. Yani ne senden ne de herhangi birinden '' Lütfen beni ünlü yap!'' gibi bir beklentim ya da talebim yok.
Kendimi tanıtmışımdır illa ki ama belli ki adam beni hiç dinlemeyip, direkt ana temaya odaklandığı için ayrıntılardaki incelikleri yakalama basiretini becerememiş.
O mekandan çıkmak bir dert idi, çıktıktan sonra da kendi kendime hayıflanmalarım başka bir dert kaynağı olmuştu bana.
Çıktım ve bir daha o şahısla hiç muhatap olmadım.
İnsanlara üstten bakmak, aşağılamak, küçük görmek iyi meziyetler değil.
Kırk yaşına gelmiş bir adama '' Gel koçum! Senin burnunu biraz sürtmek lazım. Kapılarımızda köpek ol önce, ondan sonra da sana nasıl kemik atacağımıza karar veririz,'' der gibi havalı havalı konuşmak nasıl bir hissiyatın ürünü olabilir?
Kibir!
Neyse oluyor böyle şeyler...
Bu tip olumsuzlukların içerisinden geçe geçe kendi yontulması gereken ölü kabuklarını bünyenden uzaklaştırabiliyorsun.
Belki de sırf bu yüzden bunları yaşamak gerekirdi, bilemiyorum...
Hiç kimsenin herhangi birisinin elinden tutma zorunluluğu olmadığı gibi hiç kimse de herhangi bir insana kendi kitabını sunuyor diye, o kişi karşısında alt tabaka insan sınıfına düşecek bir mahlukat değildir.
İnsana saygı önce kendinden başlar!
Sen, karşındaki insana saygı gösteremiyorsan, kendine hiç saygı duymadığın gerçeği çırılçıplak ortaya çıkar.
Neyse, biz esas mevzuya gelelim:
Yazıyoruz bu platformda hepimiz içimizden geldiğince, özgürce...
Sağ olsunlar, platform sahipleri en başından şu ana kadar saygı konusunda en ufak bir kusura imza atmadılar. Aksine, saygılı yaklaşımın yakasını hiç bırakmamakla birlikte hem motive etme konusunda hem de karşılaşabildiğimiz ufak tefek sorunlara çözümler sunabilme noktasında çok iştahlılar.
Kendi adıma her birine teşekkürlerimi sunuyorum.
Kendilerine saygı duydukları kadar, karşılarındaki insanlara da saygıda kusur eylememeye çok özen gösteriyorlar.
Kimimiz tanınmış, kimimiz de benim gibi en ufak tanınırlığı olmayan insanlarız burada.
Ama hiç birimiz '' Gökten zembille inmedik '' bir yerlere.
Kendi gayretlerimizi sarf etmeye çalışırken dikkatleri çektik, kendi patikalarımızı aydınlatmaya çalışırken güneşten yansıyan ışınların yansıtıcısı olduk belki farkına varamadan.
Burada kalem oynatıyor oluşumuz da herhangi bir şeyi başardığımızı ya da başaracağımızı gösteren mutlak bir veri değildir.
Bir saniye sonra başımıza nelerin geleceğinin garantisi var mı?
Belki silinip gideceğim, belki hiç esamem bile okunmayacak; belki olanları da kaybedeceğim bu zamanlardan sonra bilemiyorum ama insan hayal etmeden yaşayamaz.
Bir yay burcu olarak da ben, kendimle ilgili oldukça masumane ve sınırsız hayaller kuran bir insanım.
Hepimiz öyleyizdir!
İnsanlıkla karşılaşınca kalpten karşılık veririz, olumsuzlukların içerisine '' Gökten zembille inerek :)) '' düşünce de üzülüp, kırılırız.
Ve anı geldi mi de kalemi alıp, kırıp dökmeden acımızı dile getirmeye çalışırız.
İnsanız biz, insanlıkla beslenir; insanlığı yakalayınca da şükrederiz.
İnsanı, insanlık adam eder!
Var mı insanlıktan daha büyük, başka bir platform?
Saygılarımla





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Saadet Şen nin kaşıkçı elmasını anlattığı videoyu izleyin derim. Herkes kendine yakışanı yapar. Öyle karakterler her zaman çıkabiliyor. 40 yaşında biri olarak diyorum ki ne hissettiğinizi tahmin edebiliyorum.
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
😊 oldukça eski bir mevzu. 2019 yılı etrafında... Bir anda aklıma düştü ve yazayım dedim. Buradaki maksadım hiç bir yazarın gökten zembille inmediğini vurgulamak idi, onu da kendi yaşantımdan köken alarak örneklendirdim... Kolay değil hiç bir şey, insana saygı duymak şart