YazYorum
Deneme27 Haz 2026

Düşüşlerin Derinlik Algısı

“Kendi en yükseğinden itilince herkes incinir.”

Gülşah Ayhan|27 Haziran 2026|2 dk okuma
4 görüntülenme|0 yorum

Anlatılmayanı anlamak zordur, anlaşılmak kadar. Boğazımızda düğümlenen kelimeleri iyi ki gören yok. Görülse ne olurdu onu da merak ediyorum. Mesela böyle bir senaryoda karşımızda biri acı çekiyor ama biz bir an durup dikkatle baktığımızda o düğümlenen acıları görüyoruz. Soruyorsun, anlat diyorsun, düğümü çözmeye çalışıyorsun ve düğüm çözülüyor, artık herkes iyi ve özgür kalıyor. Mutlu son. Ama böyle bir şey mümkün değil hiçbir ihtimalde. Bu kadar bencil olmasaydık mümkün olabilirdi belki de fakat insanlığın bencil olmadığı bir ihtimal yok.  

Gerek var mı bu kadar karamsar olmaya? Diye kendime soru yönelttiğim anlar, gerçekliğimle yüzleştiğim anlar oluyor hep. Açık konuşmak gerekirse kötü hissetmeyi seviyorum, iyi hissetmeyi sevdiğim kadar. Bazen kendi derinliğinde kaybolmak ve “nereye kadar inebiliyorum?” sorusunun cevabını vermek gerekir. Bu şey gibi, bizi duygulandıran bir filmi sonuna kadar izlemek. Film bitene kadar ağlayacağını bilirsin ama yine de izlersin. Zaten dramatik olmayı seven bir milletiz. Ama bence bazı filmler sonuna kadar izlenmemeli, insan durdurabilmeli kendisiyle birlikte filmi.  

“Ben kendi derinliğimde ne kadar derine inebiliyorum?” sorusu kritik biraz. Evet bu sorunun cevabı önemlidir ama insan kendi derinliğini hesaplayabilseydi düşüşleri de yumuşatabilirdi. Yapmadık ama. Kendi derinliğini bilemeden ve nereye kadar düşmeden ilerleyebileceğini anlamadan bu dünyadan giden insanlar oldu. Onları düşünüp, onların adına da keşfetmeye çalışıyorum kendi iç hacmimi. Sanırım bu yüzden tek kişilik değil birkaç kişilik yere çakılmalar serüveni yaşıyorum.

Bazen o derinlik çok tuhaflaşıyor, mutsuzluk desem değil, acı değil, adını koyamadığım hislerle dolu bir çanta buluyorum orada. Çantayı açıyorum ve kendimi yaralıyorum.  Sanırım ile başlayan cümleler kurmak istemiyorum, hiçbir şeyi sanmak istemiyorum. Sanmayı da o çantada bulduğumu anımsıyorum. Aslında bazı zamanlar hiçbir şey yazmak istemiyorum ama sonrasında o düğümleri açmam gerektiğini de anımsıyorum, sanmak fiiliyle beraber. Rahatça yutkunabilmeye ihtiyacım var, gözlerim dolmadan cümleler kurabilmek isteği bu.  

Yön algım iyi değildir, yukarı inebilmek benim için mümkün. İnsan derinliğe düşemez, inebilir ancak.

Şu an mesela, nereye kadar inebileceğimi anlamaya çalıştığım anlardan biri. Yazdığım an göreceğim somut bir şekilde, göreceğim belki de düğümlerin kelimeye dönüştüğü o hali.

Burada bitsin, bazı şeyler sözcüklere bürünmesin şimdilik. Böylesi daha iyi çünkü sözcükler kendimize doğrulttuğumuz bir silaha dönüşmemeli.

Yani özetle; 

 “Kendi en yükseğinden itilince herkes incinir.” (Osman Konuk - Herkese Benden)


 

Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar

Deneme24 Haz 2026

Ağır Gelen

"​Öfkenin ve kinin tamamen sebepsiz olmadığı, aslında bu duyguların çoğu zaman insanın kendisini koruma biçimi olduğu unutulmamalı."

Aybike Kazak·2 dk·4·57