YazYorum
Deneme14 Haz 2026

Azazil IV: Emre itaatsizlik

Öyle bir an geldi ki Azazil ya o anda arzuladığına kavuşacaktı ya da tamamen tarih olup sıradanlaşacaktı.

Sefer Eroğlu|14 Haziran 2026|4 dk okuma
143 görüntülenme|0 yorum

Makamını, konumunu, üstünlüklerini ve o anlara kadar tırnaklarıyla kazıyıp heybesine doldurmuş olduğu kazanımlarını kaybetmemek için ne gerekiyorsa yapma kararını kendi kendine alan Azazil ( ki bu ortamda almış olduğu karara yandaş bulma imkanı kesinlikle yoktu), içerisinde herkeslerden saklı tutmakta olduğu niyetini sahneleme anının hayat bulacağı en doğru zamanı kovalamaya başlamıştı sessiz sessiz.

Ve çok emindiki o an muhakkak ama muhakkak ayağına gelecekti bir şekilde.

Düşman topraktan yaratılmış, su ve toprak karışımı çamurdan yaratılmıştı ve kendisi gibi ateşten yaratılmış bir yaratığa göre herhangi bir üstünlüğü bulunmuyordu kendisine göre.

Dolayısıyla teke tek kalacakları bir ortamda düşmanı halt etmek hiç de sorun gözükmüyordu Azazil için.

Bekledi, bekledi ve bekledi...

Aylar, seneler belki de bin yıllar geçti ve sonunda o beklediği kutlu an Azazilin ayaklarının dibibe kadar geldi.

Hak Teala, yaratmış olduğu bütün melekleri bir ortamda dairesel olarak topladı ve o dairenin ortasına da Adem babamızı koyup, hiç bir yaratılmışın bir daha hafızalarından silinmeyecek o emri tüm yarattıklarına verdi:

  • Secde edin Adem'e!

Bütün bir kainat ve yaratılmış olan o kainatın içerisindeki bütün yaratılmışlar, kulaklarına ilahi emir ulaşır ulaşmaz hemen emre itaat edip secde ettiler.

Hayal et bu anı!

Dairenin tam ortasında Adem babamız ve etrafını 360 derece saran bütün yaratılmışları secdeye ulaştıran büyük bir emir sonrasında aynı anda, aynı hareketlerle muntazam bir secdeye kapanma.

Herkes aynı anda ulaştırıyor alınlarını secdeye; ne bir an evvel ne de bir an sonra alnını secdeye ulaştıran hiç kimse yok.

O da ne?

Tüm o yaratıkların içerisinde alnı secde yüzü görmeyen bir kişi var:

Azazil!

Aman Allahım!

Ne olacak şimdi?

Eğer o secdeye gitmeyen sen olsaydın, ne yapardın?

Bütün o beklemeler sonucunda ayaklarının dibine kadar ulaşan bu kendini kanıtlama anını değerlendirme fırsatını kaçırmak istemeyen Azazil, her şeyi yoktan yaratan ALLAHU TEALA'nın emrine itaatsizlik yaparak, secde edenlerle birlikte yere eğilmeyip o muhteşem manzarayı, o muhteşem ambiansı bozup sap gibi beklemeye çekilmişti ayaklarının üzerinde.

Azazilin gözü dairenin merceğinde durmakta olan Adem babamıza kilitlenmişken, kendisine o ilahi soru geldi:

  • Neden kuluma secde etmedin?

Sen ben olsak böylesi bir anda diz bağlarımız parçalanırcasına korkudan titrer, eğer kabul olunacaksa diye geç bile olsa alnımızı secdeye koyabilmek için hemen yerlere kapaklanırız muhakkak ama Azazil kendisini nasıl kurmuşsa posturunda en ufak bir değişiklik oluşmuyordu ortamda.

Kararlıydı...

Ve çok beklemeden eğilmemesinin nedenini açıkladı:

  • Ben, ondan üstünüm! Beni ateşten yarattın, onu ise kuru topraktan.

Vay vay vay!

Adamdaki kibre bak sen bir hele...

Buna tek kelimeyle yemek yediğin tabağa pislemek derler!

O kadar büyük riskler bulunuyordu ki o anda Azazil için, kendisini yaratan Rabbi istese hemen o anda sonsuza değin yok edebilirdi onu.

Ama ALLAHU TEALA, kaderi bambaşka yaratmıştı da o şekilde yırtabilmişti İblis!

Yok olmaktan paçayı sıyıran Azazil, yaptığı hareketin cezasını şu şekilde ödedi o an için!

  • Huzurdan hemen defol İblis! Sen, sonsuza kadar Cehennemliksin.

Kibirden gözleri alev alev parlayan Azazil, başına gelenlerin ağırlığını, tüm yaratılmışların huzurunda huzurdan kovulmuş olmanın sancılarını ve kalbini tir tir titreten Cehennem korkusunun etkilerini yeni yeni iliklerinde hissetmeye başlamışken, hemen o anda son bir hamle yapmak gelir aklına:

  • Kıyamete kadar mühlet ver bana Rabbim!

Azazil kılıfını o anda sırtından çıkartıp, İblis-Şeytan kabuğunun soğukluğu ile yeni yeni tanışan İblis, yapmış olduğu bu hamle ile muradına erer:

  • Sen, kıyamete kadar müsade edilenlerdensin! Cevabını alarak.

Aldığı bu cevap üzerine damarlarındaki intikam ateşi depreşen İblis:

  • Beni azdırmana karşılık olarak halis kulların hariç tüm kullarını yoldan çıkartacağım. O kullarının çoğunu huzurunda bulamayacaksın.

İblisin sarf etmiş olduğu bu söze hemen cevabı verir Hak Teala:

  • Halis kullarım hariç, sen ve sana uyan herkes sonsuza kadar cehennemde kalacaksınız.

Tüm yaratılmışların huzurunda cereyan eden bu konuşmalar son bulduktan sonra huzurdan kovulmuş olmanın alçaltıcı hislerini damarlarında taşıyan İblis, köşe bucak herkesten saklanarak, kör noktaların daimi sakini olarak yaşamına devam ettirmeye çalışır kendisini.

Ama intikam duygusu, tüm üzüntülerin tesirini kısa zamanda bünyesinden kaldırarak asıl vazifesine şartlandırmaya sürükler kendisini kısa zamanda.

O, tüm meleklerin Azazil diye bilip saygı duydukları çok sevdikleri hocaları değildir artık.

O, Cennet kapısını bekleme göreviyle mükafatlandırılmış kutlu bir yaratık da değildir artık.

O kalbini kinle doldurmuş ve huzurdan kovulmasına sebep olan Adem babamıza diş bileyen bir kin sahibidir tam anlamıyla.

O, kötülük cephesinin yeni ve tek hakimidir artık.

O, tüm kötülerin kendisine hizmetçi olacağı büyük ve alev alev yanan devasa bir lideridir artık.

Tüm bu yaşanılanlar çok taze idi ve henüz tek kişilik bir ordunun tek ferdiydi halihazırda.

Artık tamamen, kendisinin huzurdan kovulmasına sebep olandan intikam almaya odaklanmıştı.

Ve o intikam kesinlikle ama kesinlikle alınacaktı...

Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar

Deneme24 Haz 2026

Ağır Gelen

"​Öfkenin ve kinin tamamen sebepsiz olmadığı, aslında bu duyguların çoğu zaman insanın kendisini koruma biçimi olduğu unutulmamalı."

Aybike Kazak·2 dk·4·56