“Geçmişte veya gelecekte yaşayan, bugünü yaşayamaz. Başkaları için yaşayan, kendi hayatını yaşayamaz.”
Beyin çok garip bir organ. Söylenenden çok etkilenir. Söylemler düşünce tarzını değiştirir. Başkalarının söylemleri, zamanla kendi iç sesimizi oluşturur. Beyin, işte en çok bu iç sesimizden, kendimize kurduğumuz cümlelerden etkilenir. Etkilenen beyin, öz benliğimizi, öz değerimizi ve öz şefkatimizi de belirler.
Ayrıca, beynimiz de bize yalanlar söyler. Olumsuza odaklanır, olumluyu arka plana atar. Bazen sorgulamalara girip hayatımızın anlamını ve değerini sorgulatır. Genellikle de hayatımızın anlamını ve değerini, başkalarının söylemlerinden ve davranışlarından yola çıkarak belirleriz. Başkalarının söylemleri kendi söylemlerimiz olmuştur ve bu değeri biz belirlemiş gibi hissederiz. Oysa gerçekler hiç de göründüğü gibi değildir.
Kendisinden ödün vererek başkalarının isteği doğrultusunda yaşayan beyin, kendini değersiz hissedebilir. Başkalarına hayır diyemez çünkü o kişilere bağımlı yaşar. O kişilerden gelen ilgi ve onay, oluşturulan konfor alanının besinidir. Yalnız kalmaktan korkar, arkadaşsız kalmaktan korkar, tek başına mücadele etmekten korkar. Oysa kendisini ihmal ederek başkaları için bulunduğu eylemlerde daha çok emek ve zaman sarfeder. Oluşturulan konfor alanı güvenli hissettirir, oradan çıkmak istemez.
Her insanın içinde bir ışık vardır. Bu ışıkla etrafını aydınlatır. İnsan eğer sadece etrafını aydınlatmakla meşgulse, içindeki ışığın farkında olmayıp onu beslemezse, hayatının merkezine kendisini koymayıp kendisi için bir şeyler yapmazsa, başkaları için yaşamaya devam ederse, o ışık yavaşça söner. O ışık söndükçe, insan kendisini mahveder. Zamanla psikolojik veya fizyolojik rahatsızlıklar ortaya çıkar. İnsan içindeki ışığı daima parlatmaya çalışmalı, önce can demeli ve kendisi için yaşamalıdır.
Geçmişin prangalarından kurtulup bugünü yaşamak da kendimiz için yaşamak kadar önemlidir. Geçmişi değiştiremeyiz. Gelecek ise belirsiz. Elimizde sadece bugünümüz, şu anımız var. Şu anı daha iyi yaşamalı, anda kalıp yaptığımız aktivitelerin içinde olmalı, yediğimiz yiyeceklerin, içtiğimiz içeceklerin tadını daha iyi almalıyız.
İnsanın kontrol edemeyeceği ve kontrol edebileceği şeyler vardır. Beyin yanılsamalarla kontrol edemeyeceğimiz şeylerin üzerine odaklanmamızı sağlar. Kontrol edemeyeceğimiz şeyleri kontrol etmeye çalışmak, olumsuz duyguların ortaya çıkmasına neden olur. Geçmişi de kontrol edemeyiz. Geçmişi kontrol etmeye çalışmamak, olduğu gibi kabullenmek gerekir.
Gerçekleri olduğu gibi kabul etmek, Maslow’un İhtiyaçlar Piramidi’nin en üst basamağı olan Kendini Gerçekleştirme basamağında yer alır. Biliyorum, gerçeği kabullenmek çok zordur ancak insan bunu başaracak potansiyeli içinde taşır.
Bugünde, anda kalmak için yapabileceğimiz en iyi şeylerden birisi yavaşlamaktır. Yolda çok hızlı giderseniz etrafınızda güzellikleri göremezsiniz. Yol incelir, odağınız sadece yolda, aklınız ulaşmak istediğiniz hedefte olur. Yolların yanında birçok güzellikler vardır oysa ki, hızlı yol alan güzellikleri göremez. Bazen yol, ulaşılmak istenen hedeften çok daha güzeldir.
Bu yol sizin yolunuz. Yolunuzda engebeler, tümsekler olacak. Yolunuz etrafında güzellikler de olacak. Hayatınızın merkezine kendinizi koyup yavaşlayarak bu yolu yürümelisiniz. Başkalarının yollarındaki taşları temizlemekle uğraşırken, kendi yolunuzdaki engellere takılıp düşüyorsunuz. Ulaşmak istediğiniz yere hızlıca gitmeye çalışırken etrafınızdaki güzellikleri kaçırıyorsunuz. Başkalarına yetişmeye çalışırken kendi hayatınıza geç kalıyorsunuz.
Bu yol sizin yolunuz, başınız dik yürüyün.
Bu yol sizin yolunuz, bir yerlere yetişmeye çalışmayın. Yolun tadını çıkarın.
Bu yol sizin yolunuz, yoldaki taşlar da sizin, yolun etrafındaki çiçekler de.

Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.